Sınır Artık Her Yerde mi? ABD’de Göçmen Gözaltısını Değiştirebilecek Büyük Hukuki Mücadele

 

ABD’de göçmen gözaltısı sistemi uzun yıllar boyunca nispeten net bir hukuki ayrıma dayanıyordu. Sınırda yakalanan kişiler bir hukuk rejimine tabi olurken, ülke içinde gözaltına alınan kişiler farklı kurallar kapsamında değerlendiriliyordu. Bu ayrım son derece önemliydi; çünkü çoğu zaman kişinin kefaletle serbest bırakılma hakkı olup olmayacağını belirliyordu.

Bugün ise bu çizgi hızla silinmeye başlıyor.

Federal mahkemeler ile yürütme organı arasında büyüyen hukuki çatışmanın merkezinde şu kritik soru var:

Hükümet, ABD’nin içinde yaşayan insanları hâlâ sınırdaymış gibi değerlendirebilir mi?

Bu sorunun cevabı, yalnızca göçmenlik hukukunu değil, federal hükümetin ülke içindeki göçmenler üzerindeki yetkisini de kökten değiştirebilir.

 

“Sınır Her Yerde” Teorisinin Hukuki Dayanağı

Tartışmanın merkezinde iki farklı gözaltı yasası bulunuyor:

  • 8 U.S.C. § 1225
  • 8 U.S.C. § 1226

Bu iki yasa yıllardır farklı amaçlarla uygulanıyordu.

 

8 U.S.C. § 1225: Sınır İşlemleri ve Zorunlu Gözaltı

1225 maddesi geleneksel olarak:

  • ABD’ye giriş yapmaya çalışan kişilere,
  • Sınırda veya giriş limanlarında yakalananlara uygulanıyordu.

Bu sistemde gözaltı çoğu zaman zorunludur ve kişi kefalet duruşması hakkına sahip olmayabilir.

 

8 U.S.C. § 1226: Ülke İçindeki Gözaltılar

1226 maddesi ise tarihsel olarak:

  • ABD içinde gözaltına alınan kişiler için kullanılıyordu.

Bu kapsamda birçok kişi:

  • Göçmenlik hâkimi önünde kefalet talep edebilir,
  • Dava süreci devam ederken serbest bırakılmayı isteyebilirdi.

Yaklaşık 30 yıl boyunca bu ayrım büyük ölçüde korunmuştu.

 

DHS’in Yeni Yaklaşımı: “Sınır Yetkisini” Ülke İçine Yaymak

2025 yılında bu durum ciddi şekilde değişmeye başladı.

Makaledeki bilgilere göre, 10 Temmuz 2025 tarihinde CBP Komiseri Rodney Scott tarafından yayımlanan bir politika notunda, bazı göçmenlerin nerede veya ne zaman yakalandıklarına bakılmaksızın §1225 kapsamında zorunlu gözaltına alınabileceği savunuldu.

Bu yalnızca teknik bir yorum değişikliği değildi.

Bu yaklaşım:

  • ABD içinde uzun yıllardır yaşayan kişilerin,
  • Trafik çevirmesinde durdurulan göçmenlerin,
  • Sınırdan çok uzakta yaşayan insanların bile,

“sınırdaymış gibi” değerlendirilmesine yol açabilecek kadar geniş bir yetki iddiası anlamına geliyor.

Hükümetin teorisine göre, kişinin resmi kabul (admission) statüsünün olmaması, onu sürekli olarak sınır tipi gözaltı rejimine tabi hale getirebilir.

 

Tartışmanın Kalbi: “Applicant for Admission” ve “Seeking Admission”

Hükümetin pozisyonu büyük ölçüde şu iki kavramı aynı anlamda yorumlamaya dayanıyor:

  • “Applicant for admission”
  • “Seeking admission”

Federal mahkemeler ise giderek artan şekilde bu yaklaşımı reddediyor.

 

Neden Bu Ayrım Önemli?

Yürütme organı şunu savunuyor:

Bir kişi hukuken “admission applicant” sayılıyorsa, otomatik olarak “seeking admission” durumundadır ve bu nedenle §1225 kapsamında tutulabilir.

Ancak birçok federal temyiz mahkemesi bu iki ifadenin aynı anlama gelmediğini vurguladı.

 

“Kayıtlı Seçmen” Benzetmesi

  1. Daire Mahkemesi’nin verdiği örnek özellikle dikkat çekicidir:

Bir kişi “kayıtlı seçmen” olabilir.
Ama bu, onun her an aktif olarak “oy vermeye çalıştığı” anlamına gelmez.

Aynı şekilde:

Bir göçmen hukuken “admission applicant” olarak sınıflandırılabilir.
Ama bu, ABD’nin içinde yaşarken hâlâ “ülkeye giriş yapmaya çalıştığı” anlamına gelmez.

Mahkemeye göre:

Bir kişi zaten ülkenin içindeyken mantıken “ülkeye giriş arayışında” sayılamaz.

 

Federal Mahkemeler Arasında Büyük Bölünme

ABD’de federal mahkemeler bu konuda ciddi şekilde ayrılmış durumda.

Hükümetin Görüşünü Reddeden Mahkemeler

Şu bölgelerdeki mahkemeler, ülke içinde gözaltına alınan birçok kişinin kefalet hakkı olabileceğini kabul etmeye başladı:

    1. Daire
    1. Daire
    1. Daire

 

Hükümetin Görüşünü Destekleyen Mahkemeler

Bazı mahkemeler ise DHS’in geniş yorumunu kabul etti:

    1. Daire
    1. Daire

Bu bölünme nedeniyle konunun ileride Yüksek Mahkeme’ye taşınması oldukça olası görünüyor.

 

Laken Riley Yasası Neden Tartışmayı Daha da Güçlendirdi?

Mahkemelerin dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de 2025 yılında kabul edilen Laken Riley Act oldu.

Bu yasa, belirli suçlarla itham edilen bazı göçmenler için §1226(c) kapsamında zorunlu gözaltıyı genişletti.

Mahkemeler şu soruyu sormaya başladı:

Eğer hükümet zaten §1225 ile ülke içindeki herkesi zorunlu gözaltında tutabiliyorsa, neden Kongre ayrıca §1226(c)’yi genişleten yeni bir yasa çıkardı?

Bu argüman, hukukta “canon against surplusage” denilen prensibe dayanır:

Kongre gereksiz veya anlamsız yasa çıkarmaz.

 

Gerçek Hayattaki Sonuçlar

Bu tartışma teorik değildir.

Makaledeki örneklerde, sınırda değil ABD içinde rutin trafik çevirmelerinde durdurulan kişilerin bile:

  • Kefalet hakkı olmadan gözaltına alındığı,
  • ICE tesislerine gönderildiği belirtilmektedir.

Bu yaklaşımın sonuçları ciddi olabilir:

  • Daha uzun gözaltı süreleri
  • Kefalet hakkının ortadan kalkması
  • Göçmenlik davası boyunca içeride kalma baskısı
  • Daha az yargısal denetim

Birçok kişi için §1225 ile §1226 arasındaki fark, özgürlüğünü belirleyen temel unsur olabilir.

 

Bu Konu Neden Yüksek Mahkeme’ye Gidebilir?

Makaledeki değerlendirmeye göre mevcut 3’e 2’lik federal bölünme, konunun sonunda Yüksek Mahkeme önüne gitmesini neredeyse kaçınılmaz hale getiriyor.

Tartışma yalnızca göçmenlik prosedürüyle ilgili değil.

Asıl soru şu:

Yürütme organı, yıllardır farklı şekilde uygulanan eski yasaları yeniden yorumlayarak devasa yeni gözaltı yetkileri yaratabilir mi?

Birçok mahkeme bu geniş yorumlara şüpheyle yaklaşıyor.

 

Asıl Büyük Soru: Sınır ile Ülke İçi Arasındaki Fark Ortadan mı Kalkıyor?

Hükümetin yaklaşımı kabul edilirse:

  • Sınır denetimi ile
  • Ülke içi göçmenlik uygulamaları

arasındaki geleneksel ayrım büyük ölçüde ortadan kalkabilir.

Bu durumda:

ABD’de yıllardır yaşayan birçok kişi, teknik olarak hâlâ “sınırda yakalanmış” gibi muamele görebilir.

Başka bir ifadeyle:

Hukuki sınır artık sadece giriş kapılarında olmayacaktır.
Mahallelere, işyerlerine ve evlerin içine kadar taşınmış olacaktır.

 

Sonuç

Bu hukuki mücadele, ABD göçmenlik gözaltısı sistemini uzun yıllar boyunca şekillendirebilir.

Federal mahkemeler artık şu temel soruyla karşı karşıya:

Yürütme organı, onlarca yıllık göçmenlik uygulamalarını yalnızca agresif yasa yorumlarıyla değiştirebilir mi?

ABD içinde kefaletsiz gözaltında tutulan göçmenler için bu davalar:

  • temel usul haklarına sahip olup olmayacaklarını,
  • yoksa sürekli sınırdaymış gibi mi değerlendirileceklerini

belirleyebilir.

Eğer siz ya da bir yakınınız ICE tarafından tutuluyor ve sürecin nereye gittiği belirsizse, federal Habeas başvurusu mümkün olabilir. Bu davalar hız, strateji ve tecrübe gerektirir.

Immigrant Lawyer 
+1 213-464-0040 Ücretsiz dosya değerlendirmesi için bizimle iletişime geçin.